DİĞER HASTALIKLARA BAK


Sedef Hastalığı ( Psoriasis ) :

Sedef hastalığı deri hastalıklarının en önemlilerinden olup kronik, tekrarlayıcı ve sık rastlanılan bir rahatsızlıktır. Deri örtüsünün olduğu tüm bölgeleri tutabilir. Sedef hastalığı saçlı deride, tırnakta, elde, ayakta, gövdede, dizde, dirsekte kısaca tepeden tırnağa bütün vücudu etkileyebilir. Ancak şiddeti kişiden kişiye değişir. Sedef hastalığı Kimi hastalarda sadece bir nokta veya plaklar halinde gözlenebilirken, kimi hastalarda vücudun muhtelif alanlarına yayılarak çok geniş deri bölgelerini etkileyebilir. Sedef hastalığı bir cilt rahatsızlığı olup, diğer organların bozuklukları ile bir ilişkisi yoktur. Birçok kronik hastalıkta olduğu gibi belirli aralıklarla tekrarlama özelliği vardır. Bu tekrarlamaların sıklığı, yaygınlığı bireysel olarak değişebilmekte bazen uzun yıllar boyunca hiçbir atak yaşanmamasıda mümkündür.

Sedef hastalığının en fazla görüldüğü bölgeler diz, dirsek, bel, saçlı deri ve genital bölgedir. Sedef hastalığının tipik görüntüsünde kırmızı , net sınırlı zemin üzerinde beyaz ince kabuklanmalar şeklindedir ancak bu hastalığın kabuk olmadan sadece kırmızı alanlar veya bu alanların üzerine eklenmiş iltihaplı toplu iğne başı büyüklüğünde püstüllerle seyreden formlarıda olabilir.

Sedef hastalığının nedenleri nelerdir ?
Hastalığın nedeni tam olarak bilinmemektedir. Sedef hastalığının bağışıklık sistemi, genetik ve çevresel faktörlerin karşılıklı etkileşimi sonucu geliştiği düşünülmektedir. Belirli faktörler sedef hastalığının hızlanmasına yahut ilk atağın başlamasına neden olmaktadır. Bunların başında fiziksel ve psikolojik stresler, aşırı güneş ışığı, alınan birtakım ilaçlar (ağrı kesiciler, hormon ilaçları, kortizon,tansiyon ilaçları) yeralmaktadır.

Ani şoklar, sıkıntı, gerginlik, sevgi eksikliği, anne - çocuk ilişkisindeki bozukluk, sürtme, çarpma, kaşıma gibi zedelemeler de sedef hastalığında tetikleyici etki yapabilir. Hastaların rahat bir hayat sürmesi, aşırı yorgunluktan kaçınılması, mümkün olduğu kadar az ilaç tüketmesi sedef hastalığının stabil kalmasına yardımcı olur.

Genetik bir hastalık olduğu düşünülen sedef hastalığı özellikle 20-40 yaş gurubunda sıkça görülür. Hastalığın gelişiminde çok sayıda genin sorumlu olduğu düşünülmektedir. Sedef hastalarının yakın akrabalarında hastalığın sık görülmesi genetik yatkınlığa işaret etmektedir. Sedef hastalığının ebeveynlerde olması çocuklarında görülme ihtimalini artırır.

Sedef hastalığı tanısı nasıl konur ?
Klinik bulgulara bakılarak tanısı konan sedef hastalığı bazen egzema, allerjik deri hastalıkları ile karışabilmektedir. Lokal bir sedef formu olan "palmoplanter psoriasis" (el-ayak sedefi) ise el ve ayakta su toplamaları çatlak ve soyulmalar şeklinde gözlenebilir. Sedef hastalığının tanısının konması hiçin hastada gözlenen bulguların hekim tarafından çok iyi değerlendirilmesi gereklidir.

Sedef hastalığı belirtileri nelerdir ?
Sedef hastalığının klasik yarası deriden kabarık, pullu, daire veya oval şekilde kenarları keskin sınırlıdır. Pullanma gümüşi veya beyaz renktedir. Sedef hastalığında yara üzerindeki pullar künt bir cisimle kazındığında tabaka tabaka kalkarak, toz gibi bir beyazlaşma olur, buna ” mum lekesi belirtisi” denir.

Sedef hastalığının şiddeti, süresi, vücutta dağılımı ve şekli kişiden kişiye değişiklik gösterir. Çocuklardaki sedef hastalığı ile erişkinlerde ve yaşlılardaki sedef hastalığı, farklı özellikler gösterebilir. Çocuklarda yeni başlamış olduğu için küçük çaplı ve kırmızı renkli, üzeri kepekli belirtiler görülür.

Sedef hastalığı sıklıkla açık kırmızı renkli lekeler şeklinde başlar. Zaman içinde genişleyerek üzerinde pullar görülür. Sedef hastalığında yüzeydeki pullar kolaylıkla kaldırılabilirken, altta yerleşenler deriye daha yapışıktırlar. Bu kabuklar kaldırıldığında deri kanamaya hassasiyet gösterir.

Sedef hastalığında oluşan bu kırmızı alanlar genişleyerek oldukça büyük alanları kaplayabilirler. Diz, dirsek, kasıklar ve cinsel bölge, kollar, bacaklar, avuç içi ve ayak tabanı, saçlı deri sedefin sık görüldüğü alanlardır. Sedef hastalığı genelde aynı alanlarda görülme eğilimindedir. Tırnaklarda ince çukurcuklar meydana gelebilir. Tırnaklar kalınlaşabilir ve yatağından ayrılabilirler.

Yaşlılarda ise, sedef hastalığı uzun süreden beri devam ettiği için daha büyük çapta, çocuklardakine oranla daha soluk renkte ve deri kalınlaşması halinde belirtiler şeklinde görülür. Ancak hastalığın alevlendiği dönemlerde, yaşlılarda bile kırmızı ve kepekli belirtiler ortaya çıkar. Sedef hastalığı hafif veya orta derecede seyredebileceği gibi sakatlığa yol açaçak derecede ciddi de seyredebilir.

Sedef hastalığı çeşitleri nelerdir ?

Plak tipi sedef : Sedef hastalığının en sık görülen türüdür. Diz ve dirseklerde kızarık, pullanan ve kabuklanmalar yapar. Plak tipi sedef ölü derinin ince tabakalar halinde veya pul pul dökülmesine ve kırmızı plaklar oluşmasına neden olur. Plak tipi sedef rahatsızlığı olan kişilerin ciltleri genellikle kurudur ve ciltlerinde çatlaklar oluşur.

Damlacık tarzı sedef ( guttate psoriasis ) : Özellikle, bademcik veya boğaz enfeksiyonları sonrasında ortaya çıkabilen bir türdür. Vücutta yaygın küçük damlacık şeklinde plakalar oluşur. Damlacık tarzı sedef bazen antibiyotik tedavisi sonrasında gerileyebilir.

Ters yerleşimli sedef ( bükülme sedef - inverse psoriasis ) : Bu türde plakalar daha çok kol altı, göbek, kasık gibi kıvrım bölgelerine yerleşir. Kızarıklık ön plandadır. Kabuklanma azdır. Ters yerleşimli sedef sürtünme, tahriş, terleme ile artar.

Sedef romatizması ( psoriatik artrit ) : Sedef hastalığı cilt sorunları yanında romatizmal sorunlar ile de seyredebilir. Sedef hastalarının bir kısmında iltihaplı sedef romatizması görülmektedir. Sedef hastalarında eklem sorunları bir ya da birkaç eklemde ağrı, şişme, kızarma ve hareket kısıtlılığı tarzında olabilir. Böyle bir sıkıntı ile hekime başvurulduğunda mutlaka sedef hastalığının olduğu söylenmelidir. Yine dirsek ağrısı, topuk dikeni gibi yumuşak doku şikayetleri de sedef ile ilişkili olabilir.

Tüm insanlarda görülebilecek sırt ve bel ağrıları ya da diz kireçlenmesine bağlı yürüme güçlüğü gibi şikayetler yanında sedefli hastalarda “iltihabi” romatizmal sorunlar da daha sıktır. Bunlar içinde özellikle bel ağrısı ve eklem iltihabının tanınması önemlidir. İltihabi bel ağrısı özellikle istirahatte (yani gece uykuda) ve istirahat sonrası kendini gösteren ağrıdır. Böyle bir hastalık varsa sabahları tutuk kalkılır, gün içinde açılma olur. Sorunlar bazen bel fıtığı gibi hastalıklar ile karışabilir, bu nedenle uzayan bir bel ağrısı varlığında dermatoloji ve romatoloji bölümlerine danışılmalıdır.

Sedef hastalığı ile ilişkili iltihabi romatizmalar genelde ilaçla tedavi edilirler. Bu ilaçlar arasında sedef hastalığınada iyi gelen ilaçlar olduğu gibi yalnızca romatizmal sorunları durduran ilaçlar da söz konusudur. Romatizmal şikayetleri tedavi eden hekim ile dermatoloğ bu nedenle yakın temas içinde olmalıdır.

Püstüler psoriasis : Bu tür sedefte sarı iltihaplı, sivilce benzeri kabartılar görülmektedir. Çoğu kez sadece el ayası ve ayak tabanında olur ve bu alanlarda sınırlı kalır. Çok daha nadir olarak vücutta yaygın kızarıklık ve sivilce benzeri minik sarı uçlu belirtiler yapabilir. Generalize püstüler psoriasis denen bu yaygın tür ağır bir durumdur. Bu nedenle hastaneye yatırılarak tedavi gerektirir.

Eritrodermik psoriasis : Sedef hastalığının nadir görülen bir şeklidir. Tüm vücut yüzeyinde kızarıklık ve soyulma mevcuttur. Sedef hastalığının bir diğer ağır türüdür ve hastaneye yatırılarak, sistemik(ağızdan alınan ilaçlar, deri altına enjeksiyon veya serum şeklinde verilen) ilaçlarla tedavi edilmesi gereken bir türüdür.

Fleksural psöriasis : Genellikle aşırı kilolu kişilerde görülür ve deride kıvrımların fazla olduğu bölgelerde ortaya çıkar. Özellikle koltuk altı ve kasıklarda, sürtünme ve terleme ters psoriazis oluşumunu artırabilir.

Nail sedef hastalığı : Çeşitli değişikliklere parmak ve ayak çivi görünüm üretir. Bu değişiklikler, çivi, satırlar arasında çivi gidiş oyuk, derinin altında çivi (onycholysis) gevşeterek ve tırnak dağılan kalinlasma tirnak altında discolouring içerir.

Sedef hastalığının tedavisi nasıl yapılır ?
Sedef hastalığının tedavisinde amaç hastalığın belirtileri olabildiğince yok etmek veya azaltmak, hastalığın neden olabileceği dahili sorunları önlemek ve yarattığı psikolojik rahatsızlığı gidermektir. Bu amaçla kullanılan birçok farklı yöntem vardır. Ayrıca hastalık üzerinde yoğun araştırmaların yürütüldüğü ve sürekli yeni tedavilerin geliştirildiği bir hastalıktır. Mevcut tedavi yöntemleri hastalığı kökten yok edemese de belirtileri etkili bir şekilde azaltabilir ya da kaybedebilirler.

Sedef hastalığında tedavi kararı verirken hastalığın şiddeti, yaygınlığı, hastanın yaşam kalitesine olan etkisi ve kişinin genel sağlığıyla ilgili özellikler göz önünde bulundurulur. Sedef hastalığı hafif ve bölgesel olduğunda sürülen ilaçlar kullanılır. Hastalık daha yaygın veya şiddetli ise ya da sürülen ilaçlara yanıtsızsa ultraviyole tedavisi (PUVA, Dar Bant UVB, Excimer Lazer/Işık) uygulanabilir. Bu tedavilerin yetersiz kaldığı durumlarda ağızdan alınan, iğne ya da serum şeklinde verilen tedaviler uygulanabilir.

Psikolojik stres ile sedef hastalığı arasında bir ilişki var mı ?
Yapılan çalışmalarda sedef hastalığının tetiklenmesinde veya belirtilerin alevlenmesinde psikolojik stresin etkili olabildiği saptanmıştır. Stresin sedef hastalığını arttırmasının yanı sıra, hastalığın kendisi de başlı başına bir stres kaynağı oluşturmaktadır. Belirtilerin görülebilir olması, önemli bir kaygı ve gerginlik oluşturabilmekte ve sosyal yaşamdan soyutlanmaya yol açabilmektedir. Ancak stresle başedebilmek genel sağlık açısından olduğu gibi sedef hastalığı açısından da son derece önemlidir. Nitekim stresle başedebilen bireylerde sedef hastalığının bulguları daha ılımlı seyretmektedir.

Sedef hastalığının seyri nasıldır ?
Sedef hastalığı uzun süreli, çoğu zaman yaşam boyu sürebilen bir hastalıktır. Hastalık, her hastada farklı ve kişiye özgü bir seyir göstermektedir. Bir başka deyişle her hastanın sedefi farklıdır. Bazı hastalarda az sayıda plaka oluşur ve hiçbir zaman artmaz. Hastaların büyük çoğunluğunda sedef hastalığı bu şekilde bölgesel ve hafif olarak kalır ve yayılmaz. Bazen hastalık hafif olarak başlar ve zamanla dağılır. Her üç hastadan birinde bu şekilde yayılmış ve daha şiddetli sedef görülür. Sedef hastalığı, zaman zaman alevlenme ve yatışma dönemleriyle gider. Alevlenmeye neden olan etkenler; ruhsal stres, ağız-boğaz bölgesinin bazı enfeksiyonları, birtakım ilaçlar, derinin tahriş edilmesi ve kontrolsüz yoğun güneş ışığına maruz kalmamalıdır.

Sedef hastalığı bulaşıcımıdır ?
Sedef hastalığı bulaşıcı değildir. Yakalanabileceğiniz veya başkasına geçirebileceğiniz bir hastalık değildir. Sedef lezyonları göze hoş görünmeyebilir, fakat mikrobik bir hastalık veya açık bir yara olarak düşünülmemelidir. Sedefli bir kişi, diğer insanların sağlığını tehdit etmez.


BURADA YAZANLAR BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR , TEŞHİS ve TEDAVİ İÇİN KULLANILAMAZ.
TEŞHİS ve TEDAVİ İÇİN UZMAN DOKTORA BAŞVURULMASI GEREKLİDİR.